Ağustos 06, 2017

tinder, dead-end yaz aşkları, hayallerimin seyahati ve unutulamayanlar..

opera binasını yidiğim.. <3 (oslo)

Uzun bir aradan sonra bir bakıma "yenilenmiş" olarak döndüm.

Bu süre içinde birçok değişiklik oldu, tabii ki. değişmeyen tek şey değişimin kendisidir,ilkesini şiar edinmiş bir insan olarak bu süre içinde hayatımda değişmeyen tek şey; geçen yılın sonunda tanıştığım alman'a karşı hislerim.. ne yazık ki! bir tür obsesyona da dönüşmüş olabilir tabii. ya da bilmiyorum ben hayatım boyunca onun gibi birini istedim belki de. hiç mi hoşuma gitmeyen şeyler yoktu onda, şüphesiz tonla sayabilirim. ama bir şekilde onu atlatamadım. girizgahı böyle yapayım ve diğerlerine geçeyim.

arada hızlı bir iş değiştirme süreci yaşadım.

taşındım, artık bir beyoğlu kızıyım.

bi' dolu tinder date'i yaptım ve baya tavsadım. date, sevgililik, ilişkiler konusuna bakış açımı önemli ölçüde değiştirdim. iyi de oldu. ben de boncuk gibi ipe dizim kolye yapıyorum date'lerimden. çünkü neden yapmayayım?!

arada "piece of art" diye tabir ettiğim biriyle tanıştım. aramızda bir şeyler güzel gidebilirdi -çünkü çok iyi başlamıştık- ama her doğulu erkek gibi onun bunu mahvetmesi gerekiyordu. sonuç itibarıyla şu anda benim talebim üzerine sadece yattığımız ve duygusal her türlü yakınlıktan kaçındığımız bir tür "no strings attached" durumu yaşıyoruz. onun hızlı bir şekilde evlilik kafasına geçişini ve mevcut durumdan çok hoşlanmadığını saymazsak bence ikimizden olabilecek maksimum "şey"i olduk ki zaten başkasından hoşlanıyorum ve ayrıca yakın geçmişimde hâlâ üstünden yürüyüp gidemediğim ve bok gibi aşık olduğumu da kabul edemediğim biri var.

o "hoşlandığım biri" diye söz ettiğim hikaye de aslında sonu olmayan bir tür yaz aşkı.. eski josephine olsa asla sürdür-e-mezdi bunu. ama en son buralardan giderken biraz daha kısa vadeli planlar yapmaya ve hayatın keyfini çıkarmaya karar vermiştim, öyle de yapıyorum.

mantık basit.

bu adamdan hoşlanıyor muyum? evet.

o benden hoşlanıyor mu? evet.

bir aydan uzun süredir her sabah gözünü açtığında ilk yaptığı şey bana bir mesaj göndermek oluyor. ("günaydın" mesajı değil tabii, o beni baya irrite eden bi şey.) kısaca özetlemek gerekirse tinder'dan tanıştık. bir hafta boyunca hemen her akşam görüştük, son gece birlikte olduk. o sabah bali'ye gitti. nasılsa artık görüşmeyiz, diye düşünürken havaalanına varmadan mesajlar almaya başladım, şayet istersem mutlaka beni görmeye geleceğine ilişkin. ben de tabii zaman zaman öküze bağlasam da o kadar değil "I would like to see you again" dedim ve bir ayı aşkın bir süredir görüşmeye devam ediyoruz. her şey yolunda giderse ve ansızın görüşmemeye karar vermezsek, taraflardan biri aşık olmazsa mesela, sanırım bir aya kadar tekrar istanbul'a gelip birkaç hafta kalacak. bir yere tabii ki varmayacak, bu bir ilişki tabii ki değil ama neden birinden hoşlanmışken bu kadar yok sayma yoluna gidiyorum/gideyim. bugüne kadar böyle yaptım ama şimdi geri dönüp baktığımda "iyi ki yapmışım" demiyorum.

evlenmek istemiyorum, çocuk zaten istemiyorum. o zaman neden bu kadar sonunu düşünerek yaşıyorum, neden baştan bir son kullanma tarihi belirliyorum o ilişki ya da insan için?

son olarak yeni yıl hedeflerimden biri olan nordik gezimi planlıyorum şu anda. kendime bir tane minicik kot şort alıp -hiç minicik bir kot şortum olmadığını fark ettim bu sabah- sırt çantama iki-üç tane tişört, bir tane sweatshirt, deri ceket ve üç beş parça iç çamaşırımı atıp avare gezicem modern vikinglerin memleketlerinde..

yıllar sonra white nights'ı görecek olmak da çok heyecan verici. son birkaç haftadır haberleşiyoruz. çok da minnoş, dün bana kopenhag'da onda kalmayı teklif etti. bu arada benim norveç'te her nasılsa büyüyen bir arkadaş grubum oldu ve hepsi birbirinden tatlı insanlar. norveç-isveç-danimarka ve son durak olarak almanya yapıp dönücem. 8-9 gün kadar olmayacağım istanbul'da. eminim hiç de özlemeyeceğim.

yeni havadislerimle daha sık buralardayım.

çok yakında..

sevgiler,
jk

ps: şarkı biraz ironik oldu biliyorum, hâlâ dinlerken gözlerimden yaşlar akıyor. evet. kabul etmek zorundayım. üstelik birkaç aydır bir kız arkadaşı olduğunu da biliyorum. delilerle sümsükler arasında basit harmonik hareketlerle sallanırken buldu bi sümsük sonunda. dengesiz.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder