Aralık 05, 2016

tartışma kültürü yoksunluğu ve ilişkilenme biçimsizliği üzerine..

lingvistov instagram sayfasından alınmıştır :)


türk insanı tartışma kültüründen yoksun ve aciz. (twitter'daki eyyorlamama buradan devam edeceğim, yeterince enine boyuna irdeleyemedim konuyu.)

geçtiğimiz günlerde kızkardeşimle tartıştık. Tartıştık diyorum ama tartışma değildi o, aslında türkçe'de o durumu tanımlayan bir sözcüğe ihtiyacımız var. çünkü bizim tartışma sandığımız şey evrensel normlarda tartışma değil. tartışmada yeterli argüman üretemeyen, kendini iyi ifade edemeyen ya da içten içe haksız olduğunun farkında olan taraf saniyeler içinde olayı çingene kavgasına dönüştürüyor. çünkü gelenek bu ve zeka seviyesi ancak bu kadarına yetiyor.

ben de o ilk tartışmada ikinci dakikadan itibaren çirkinleşen insana hiç katlanamıyorum. direk kapadım telefonu, daha da mümkünse görüşmeyelim uzunca bir süre.

artık şaşırmıyorum. türk insanında sevmediğim birçok şeyi kendi ailem yaptığında ya da ben yaptığımda da eleştiriyorum, hatta her zamankinden daha acımasız şekilde. beni türk insanından ayıran tek şey ve yaşadığım topluma bunca yabancılaşmamın tek nedeni bu bence.

aslında düzgün bir eğitim sisteminde benim kızkardeşim de görüşmediğim pekçok arkadaşım da "nasıl tartışılacağını" öğrenmiş olurdu. tıpkı "nasıl öğreneceğini", "nasıl doğru bilgiye ulaşacağını", "nasıl delirmeden/küfre ya da hakarete sarmadan yahut ad hominem yapmadan kendini ifade edeceğini" de.. yahut bir tartışmada mühim olanın o tartışmayı kazanmak değil, uzlaşmak olduğunu da öğrenmiş olurdu.

ilginçtir kavga ede ede, mücadele ede ede bunu grandma g'ye öğrettim, valla 70 küsur yaşında kadın saçmalamaya başlamadan önce baya bi mantıklı argüman üretebiliyor. ama gördüğüm kadarıyla birçok "üniversite eğitimi almış", "genç" insan tartışmaktan aciz. çomarları saymıyorum bile, ben onların önemli bir kısmının görünüm itibarıyla bol sinirli bir löp etten fazlası olmayan bir beyin taşıdıklarından bile şüpheliyim. neyse..

şimdi uzatmak istemiyorum. sadece birkaç conversation örneği yazıcam ve yorumu size bırakıcam.

-şimdi bu az gelişmiş ülkelerin genel sorunu bence.
-katılmıyorum büyük oranda kültürel olduğunu düşünüyorum. çalışma disiplini bizde yok, araplarda yok. ama azerbaycan mesela bizden daha gelişmiş bir ülke mi, onlar neden bizden daha disiplinli bir çalışma anlayışına sahip.
-tabii ki azerbaycan bizden daha gelişmiş.
-nasıl ya? azerbaycan'ın gdp per capita'sı hdi'deki yeri ne? ya da qatar az gelişmiş ülke mi?
-ya ben onlara da pek inanmıyorum gerçi.
-nasıl yani?
-yalan dolan o rakamlar.
-iyi de xx'cim eğer az gelişmiş, gelişmiş ülke gibi "definition"ları kullanıyorsan onların baz aldığı verileri de pekala kullanabilirsin.
-(kısa bir sessizlik) sokakları, mimarisi filan bizden daha iyi azerbaycan'ın.
-o sovyetler etkisi... (konu artık çoktan bağlamından koptu bu arada gördüğünüz gibi)
-ya bilmiyorum bence sen çok genelliyorsun.
-?!?!?!?!?! error ?!?!?!?!?!

**

+hayır öyle olmadı. o sana yardımcı olmaya çalıştı önce sonra sen onu tekrar aramayınca sinirlendi her şeyi ortaya döktü.
-tamam işte ben de bunu diyorum. ilk işine gelmediği anda düşmanca tavırlar sergilemeye başlıyor AA ve dedikodu yapıyor.
+hayır dedikodu yapmadı. o öyle dedi, bu böyle yaptı (gereksiz ve anlamsız detaylara boğmakta ve dinlememektedir)
-bir saniye dinler misin?
+bla bla bla. (aynı terane..)
-bi dinler misin? (10'uncu tekrardan sonra susar)
+x'in tekrar evlendiğini kimden duydun?
-bilmeyen mi vardı onu?
+x seni arayıp "ben tekrar evlendim, aile arasında bir nikah kıydık," mı dedi?
-onu zaten herkes biliyordu ki bla bla bla (laf kalabalığı)
+soruma yanıt ver ya seni arayıp sana mı söyledi?
-hayır.
+kimden duydun?
-AA'dan.
+ben de ondan duydum. ben işte bunu söylüyorum, güvenip bir şey söylüyorsun yarım saat içinde "benden duymuş olma ama" diyerek 10 kişiye dağıtmış oluyor haberi.
-bla bla bla. o zaten herkese söylemişti. seninle ilgili ne söyledi bana söyler misin?
+o zaman neden "benden duymuş olma" diyerek anlatınca ben kadın arayıp ona sırrını verdi ve dertleşti, anlıyorum. o da herkese yaydı. bu bana etik gelmiyor AA çok dedikodu yapıyor, lütfen bana savunma. ayrıca sana söylemicem çünkü taraflısın. avukatlığını yapma bana AA'nın.
-ben kimsenin avukatlığını yapmıyorum, sen onu götünden anlamışsın.
+neyi götümden anlamışım ya, kendine gel. herkesin bildiği bir şeyi sen "benden duymuş olma" diye mi anlatırsın?
-bla bla bla. herkes zaten biliyordu o sana yardımcı olmaya çalıştı. mik mik zik zik. sen de aramayınca sinirlenip anlatmıştır.
+ya tamam lütfen bu kaçıncı?! sen tarafsız bir gözle bakmıyorsun, kapatalım bu konuyu, seninle AA yüzünden yine tartışmak istemiyorum.
-arama o zaman josephine.
+iyi, peki bir daha aramam. saniye beklemeden telefon kapanır.

mesela ben şu ikinci örnekteki tartışmadan sonra yüzyıl geçse aramam, biliyorum. o benim için tabir-i caizse yüzgöz olma sınırı. amacın karşındakini kırmak pahasına da olsa o tartışmayı kazanmak mı? iyi al senin olsun ama bi daha görüşmeyelim mümkünse. ben böyle durumlarda yitiriyorum saygımı. üstteki konuşma akışına benzer bir sonla -üstüne tek kelime etmeksizin- biten kaç ilişkim (arkadaşlık+sevgililik) oldu, bilmiyorum. mahalle karısı kavgası bu, tartışma değil. niye arayayım ki ben seni bir daha, paşa keyfin bilir. ama dikkat et, sen de beni arama, açmam çünkü. tamamına yakınında da "o zaman arama bir daha", "o zaman görüşmeyelim bir daha" diyen taraf muhakkak aramış ve babayı almıştır. hatta annem de -bahsetmişimdir belki hayatımda tanıdığım en gerizekalı insanlar listesi yapsam ilk üçte yeri bakidir, öyle iddialıdır- böyle saçma sapan ad hominem dolu bir tartış-ama-madan sonra "görüşmeyelim bi daha o zaman" demişti, ben de "olur" deyip kapattım. kapatış o kapatış 3 yıl geçti, onca telefon ve mesajına tek cümle yanıt alamamıştır mesela.

ve evet kendimle gurur duyuyorum, annem dahil kimse karşısında çizgimi bozmuyorum, kendime olan saygımı da yitirmiyorum böylelikle. saygımı yitirdiğim insanla da -annem dahil- görüşmüyorum. tutarlı bi insanım bence. kim ne derse desin bu yönümü seviyorum. böylece gereksiz yere enerji harcamıyorum, kendimi yıpratmıyorum, üzmüyorum ve yormuyorum. benim arkadaşlıktan, akrabalıktan anladığım saniyeler içinde öfke kontrolünü yitirip karşındakine ağzına geleni söyleyip sonra da "insan yakın gördüklerine daha çok sinirleniyor" filan gibi gerizekalılık timsali önermelerin arkasına sığınmak değil, o zaman allah'a yakın bana uzak ol, güzel kardeşim.

seninle ağzımdan salyalar akıtarak köylülük yarıştırmak için fazla prensesim kusura bakma.

öperim.
jk


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder