Eylül 04, 2013

penis envy or something like that!



sevgili bilog,

adrien'la ayrılmıştık gene barıştık 2. kez. bu arada ben deli gibi çalışmaya çalıştım, ev taşıdım, ev arkadaşımla ayrıldım bla bla.

bir ayı aşkın bir aradan sonra dün geceyi adrien'la geçirdik ki bir kere acayip özlediğime şüphe yok. (ayıp şeyler anlatıcam, gardını al!) dürüst olucam, bu adamın penisini vücudundaki diğer tüm uzuvlardan çok daha sevdiğime de şüphe yok. ellerini, ayaklarını, gülümsemesini, gözlerini, gülerken gözlerinin parlamasını, dişlerini, kokusunu filan evet seviyorum ama şeyini bir başka seviyorum. hem çok düzgün bir biçimi ve büyüklüğü var hem kokusu hem de tadı güzel.



doğruya doğru kadınlar -en azından türk kadınları- oral seks yapmayı sevmez. ben de istisna filan değilim. bir sevgilime oral seks yapmayı kabul etmem için öncesinde uzun uzun dil dökmüş olması, türlü tribe girmiş olması ve beni bezdirmiş olması gerekiyor ki o şartlar altında da gönülsüz gönülsüz yapılan işten ne kadar hayır geldiğini hepimiz biliyoruz. zaten o sevişmelerin hiçbiri 10-15 dakikadan uzun sürmeyecek ve bir oral seks karşılığında kuşkusuz ki birlikte yapılacak tüm güzel şeylerden vazgeçilmesi gerekecektir.

işte dün gece, "o aktivite" adrien talep etmediği halde, tamamen kendi isteğimle ve hayli uzunca bir süre devam etti. adamcık şaşkındı zaten ama ben ondan daha şaşkındım. tüm bunlar olurken "o çenen beni delirtiyor, ya hiç susmuyorsun ya da aklımı başımdan alıyorsun" gibi bi şey çalındı kulağıma. adrien kendi kendine bi gazla bi şeyler konuşuyordu ve benim gevezeliğimden söz edip "tuhaf" bağlantılar kuruyordu. aktivite sonrasında da benim bir cadı olduğuma karar verdi, ona bi şey yaptığıma ve benden vazgeçemediğine.

adrien'ın penisini kendisinden çok seviyor olabilirim.  hayır onu bir meta olarak görmüyorum lakin görüyor da olabilirim, farkında değilimdir belki. bu adamla sevişmeyi gerçekten sevdiğim de çok net. bugüne kadar adrien'ın tek bir sevişme talebini geri çevirdiğimi anımsamıyorum ya da gönülsüzce seviştiğimi. (başlarda uğraştırmak için kahve içmeye gidip gerçekten kahve içtikten sonra eve dönüyordum, onları saymazsak :) hatta zaman zaman sabırsızlandığım bile olmuştur. adrien bana bir kez bile hiçbir şey için ısrar etmedi, ben ne zaman ve nasıl istediysem o zaman ve o şekilde oldu. sanırım bu yüzden bağlandım ben bu adama. performans bakımından yatakta iyi bir erkek bulmak -aynı zamanda anlayışlı, sabırlı, nazik olan ve talepkar olmayan- çok zor. ve bu yüzden adrien'dan vazgeçemiyorum.

bir ihtimal daha var, o da kıskanmak mı dersin? daha kötüsü, adrien'ın penisini kıskanıyor olabilirim. "penis envy" dedikleri böyle bir şey olabilir mi? hey gidi koca freud, 26 yaşında mı ha, 26'mda mı gelecekti bunlar başıma.

işin tuhaf tarafı ben bu penise karşı sadece "şehvet" duymuyorum aynı zamanda şefkat de duyuyorum, kedimi sevdiğim gibi de sevebiliyorum.  çok garip! daha önce hiç böyle şeyler hissetmemiştim.

ps: şaka şaka! yok öyle penis envy filan gibi şeyler, doldurmayın kafanızı böyle boş şeylerle ;) hadi öptüm, byeee.

sevgiler
jk



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder