Ağustos 11, 2012

kapının önüne koydum AMA KENDİMİ



 Ağustos 7, 2012
02.14 am

bitti. kötü bitti hem de. işe koyulurken verilen sözler, edilen büyük büyük laflar afiyetle yenilip yutuldu -bir kez daha- ve bir ilişki daha "officially" son buldu. "ben ne ilişkiler gördüm zaten yoktular," kabilinden bir ilişki... tekrar tekrar son bulup durdu hatta.

birlikte yaşadığımız süre boyunca -ki o hatayı ikinci kez tekrarlamamalıydım ama kalın kafalıyım tek seferde
öğrenemiyorum, illa yiyeceğim o ikinci tokadı- defalarca birbirimizi "boğma" noktasına geldiğimiz, benim
hırsımdan ve iletişmek hususundaki çaresizliğimden ötürü zaman zaman elimdeki tabak bardakları yerlere filan fırlattığım -bu gerçekten filmlerde filan havalı duruyor ama gerçek hayatta kimsenin, varsa düşmanlarımın bile, başına böyle bir tarifsiz ve sözcüklerin hissedilen derinliği yansıtmakta yetersiz ve kifayetsiz kaldığı insana tabak bardak kırdıran "çaresiz hissetme hali"nin gelmesini istemem, fantezi olsun diye -bu gerçekten çok tuhaf ve bayağı bir sözcükmüş ve ayrıca nasıl yazıldığını öğrenmek için sözlüğe bakmam gerekti- porno izlerken bile birbirimize girmeyi başarıp saatler süren, ana eksenden uzaklaşan, ana eksenden uzaklaştıkça şiddetlenen, alıp başını giden, hemen her defasında ayrılmanın eşiğine geldiğimiz, neredeyse her seferinde birbirimizi çekip gitmekle, terk etmekle tehdit ettiğimiz -aslında bunu ben yapıyordum- fazlasıyla hızlı başlamış, tütsü gibi kendiliğinden, tükenene dek yanmış, geriye muntazam dökülmüş küllerini bırakmış bir ilişki...

üzgünüm (tabii akabinde daha çok üzülmeme neden olacak başka şeyler de yaşadığım için yazıyı müsveddelerden post'a aktarırken o ankinden daha üzgünüm ama en azından içimdeki burukluğun nedenini kesin olarak biliyorum) ve evet her defasında  tekrar aynı hisse gark oluyorum; bırakmak / terk etmek, "bitsin"  demek ve o "kendince" aklıselim sahibi gerekçelerini filan saymak, dinleyen / maruz kalan / terk edilen taraf olmaktan kat be kat zor...

zaten galiba aşkta da ayrılıkta da maruz kalan taraf olmak daha kolay...

ve galiba bu yüzden o "garanti" aşklar peşinde koşmamız... bütün o "vazgeçmeyecek", "daha çok sevecek", "daha çok isteyecek", "istikrarlı sevecek" bir sevgili arayışımız... çünkü sevilmek kolay ama sevmek zor... çünkü terk edilmek kolay ama terk etmek zor... çünkü beklemek kolay ama ardına bakmamaya çalışarak yürümeye devam etmek hiç o kadar kolay değil.


"armut piş, ağzıma düş," kolaycılığı bunun adı... meali de "ben diğer bütün olasılıkları değerlendirebileyim ama onun hayatında tek ve vazgeçilmez olayım." insan acımasızlığının ve bencilliğinin dibi... ötesi yok.

geçirdiğim geceden ağzımda kekremsi bir tat -büyük bölümü alkol sigara muhteşem ikilisinden kaynaklansa da bir parça mecaz da var tabii, aklımda bundan sonraki ilişkilerimde mutlu olmamam için edilen beddualar,, ruhumdaysa vicdan azabıyla karışık bir rahatlama hissi kaldı. omzumdaki yüklerden kurtulmuş gibiydim gece saat 1'de elimde kocaman bir market poşetine tıkılmış eşyalarımla metrobüste incirli durağını kaçırma korkusundan uykuya direnmeye çalışan gözlerimle alfonso'ya vicdan rahatlatma mesajları atarken.

oasis - who put the weight of the world on my shoulders

ps: ne alaka demeyin, dinleyin. bu şarkı da geride bıraktığım herkeste ayrı bir anlam kazanıyor sanırım. çünkü aynı haftada görünenden fazlasını ardımda bırakmış olabilirim.

Who put the weight of the world on my shoulders?
Who put the lies in the truth that you sold us?

Lost behind a silver screen
are all the things you could've been to us

So don't try to fuck up my head with your problems
I'm just tryin' to fix up my bed in the doldrums

Lost behind a silver screen
are all the things you could've been in Love and Life soooooo

(Chorus)
Help me out my friend
My head just started to hurt
I don't pretend
I've got all of the time in the world
So now she's gone
all alone in her own universe
I still walk on
'Til I hold you within my world

Help me out my friend
My head just started to hurt
I won't pretend
I've got all of the time in the world
So now she's gone
all alone in her own universe
I still walk on
'Til I hold you within my world

Who put the weight of the world on my shoulders?
Who put the lies in the truth that you sold us?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder