Ağustos 11, 2012

carpe diem o zaman yahut seize the day!



Ağustos 7, 2012
02.48 am


evet... ben -ansızın- hayatıma giren birinden gerçekten etkilendim, hoşlandım. dokunmak, sesini duymak, dudaklarını hissetmek, mahrem anlarına tanık olmak, kokusunu duyumsamak, bıdı bıdı bir şeyler anlatan halini izlemek, aşama aşama aramızda bir güven inşa edişine "şaşkınlıkla" tanık olmak, yanında garip bir çekingenlik hissetmek, alışmaya çalışmak, ne düşünüp ne hissedeceğini "gerçekten" umursayıp bencilliklerimden sıyrılmayı denemek, dokunmak sarılmak isteyip bi' türlü becerememek, kamuya açık yerlerde her temas anında
utançtan ölmek / ölmeye yüz tutmak (belki), aklıma gelen her sözü / kitabı / filmi hemen -vakit kaybedersem ölürüm, hastalığına yakalanmışçasına süratle- ona da aktarmak, fırfır akıllılığımdan gelip giden her coşku ve durgun anımı onunla paylaşmak istediğim biri var(dı).

daha önce de benzer şeyler hissettim tabii. çok daha güçlülerini, nefes kesenlerini, kalp çarpıntısından öldürenlerini, birkaç dakika ayrı kalsam hüznümden öleceğimi sandıklarımı da... tek bir farkla... bu defa mahvetmekten gerçekten korkuyorum. mahvetmek konusunda çok becerikliyimdir. tek dileğim bu defa olmasın, lütfen.

ruhumu sıkan, egosuyla yaşam alanımı daraltan insanlardan "çok ve büyük" beklentilerim oldu. keza onların da benden... sonuç hiç değişmedi: ne ben onlarınkini karşılayabildim ne onlar benimkini...

varlığının devamından başka bir beklentimin olmadığı, sakin ve stabil (bu kısmından çok emin değilim; içimdeki "bundan nasıl bir manyak çıkacak acaba" diye soran sese mani olamıyorum) bir insan var karşımda.

verdiğinden fazlasını, verdiğimden fazlasını beklemeyen, adı bile olmayan, hafif ve yormayan, üzmeyen bir şey var aramızda.

sonunda ne var, süreçte neyle karşılaşacağım umrumda bile değil. sanırım büyüyorum. tecrübe ediyorum. zor da olsa dersler bile çıkarıyorum yaşadıklarımdan. (aynı hataları tekrarlamamayı da öğrenirsem birgün benden kralı yok.) sonunda ben de "an"da, yaşadığım zamanda olmayı öğreniyorum/tercih ediyorum.

sevgiler
josephine 


güncel ps: bu vesileyle midnight in paris'in finaline de bir selam çakmış olalım. öyle bir şey isterdim ki şu an bu selamın mahiyetini anlayanlarla hayatıma devam edeyim, anlamayan herkesi geride bırakayım. evet içimde bir faşist uyandı! sadece tek bir an bile olsa...

ps II: bu hikayenin sonu yaşandı ama yazılmadı. henüz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder