Temmuz 07, 2012

önüm arkam sağım solum...


önüm arkam sağım solum kezban doldu bugün. zincir ev arkadaşımın kızkardeşinin yurttan oda arkadaşının da katılımıyla tamamlandı. offf... oturma odasına ilk girdiğimde dişi mi erkek mi olduğunu anlayamadığım, hem de temiz "k" sesi veremeyen ve arkadaşına "kanka" diye hitap eden, erkek gibi konuşan gülen ve görünen bir kızcağız var evimde tam şu anda. ve çirkin... (ben aslında kadınları hep -istisnasız- güzel bulurum, gerçekten çirkin olduğunu düşündüğüm nadir insanlardan biri!) ve daha da önemlisi kezban... ve ergen... hani hem yırtık
hem kezban hem domestik hem kadın hem erkek... her şeyi aynı bedende yaşatmaya çalışıyor.  hayır, kimseyi aşağılamıyorum ama bazen çok gıcık olabiliyorum -görünürde daima nazik bir insan olsam da-. şu anda o çok gıcık olduğum -kişilik olarak gıcıklaşmaktan bahsediyorum- regl öncesi dönemlerimden birindeyim ve yazıma çöreklenmiş ev arkadaşımın kız kardeşinden sonra cumartesi günüme çöreklenen misafirin misafiri beni çok geriyor. düşüncelerime, aklımdan geçenlere engel olamıyorum sadece. birazdan kabalık etme pahasına -aslında içten içe niyetim o olabilir-  süpürge çalıştıracağım mesela. sonra da duşa girip kadıköy'e gideceğim. yeni biriyle tanıştım ve birlikte vakit geçirmek çok keyifli... sanıyorum hayatım boyunca yazmadığım kadar çok mesajı son birkaç günde yazmış olabilirim. bu durum bana hem çok olağan -"olması gereken de bu" gibi- geliyor hem çok yabancı... ve zaman zaman yadsıyorum. zaman zaman da kendime yabancılaşıyorum.

of konudan konuya atladım. neyse...
kib öptüm byess.
imza: josephine k

(şu anda mesela; misafirin misafiri olan dişi kişi oturma odasında bulunan kütüphanemi -gözleriyle olduğunu ümit ediyorum- kurcalayıp kimin bu kitaplar, oha duygu asena kitaplarının hepsini okumuş, kim bu, filan diyor. öncelikle hepsini değil, hâlâ 3 eksiğim var. ikincil olarak da kafası bu kadar mı basmaz bir insanın! sabrina'yı tanıyorsan ve bu ev sabrina'nın eviyse, ben de ev arkadaşıysam ve sabrina'nın ilk bakışta bile anlaşılacağı üzere bırak duygu asena'yı, kitap okuma alışkanlığı yoksa... kim kaldı geriye? offff offf çıldırıciğim.)

(hea son zamanlarda dikkat ediyorum sabrina tek tek kütüphanemden kitap seçiyor, bakıyorum bir gün duygu asena'ya başlamış, ertesi gün dorian gray'a... ama sanırım hiçbirini 3 sayfadan fazla okumuyor. ortalıkta buluyorum o kitapları sonra. modern zamanlarda kitap okumak meziyet değil, okumamak da eksiklik değil bence. en azından 26 yaşında koca arayan bir kadın için hedefe ulaşmasında hiçbir katma değer sağlamayacağına da gayet eminim. ama yine de ingiliz edebiyatı mezunu birinin dorian gray'in portresini okumamış olmasını tuhaf bulmaktan alamıyorum kendimi.)

(kedimi çok seviyorum. ya da regl öncesi sevdiğim tek canlı da olabilir.)

foxes - home

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder