Temmuz 19, 2011

Married with Children / Evli ve Çocuklu

Yeni başlayan ilişkilerin "en" sıkıcı / sevimli -nereden baktığına göre ya da ruh haline göre değişir tabii- taraflarından biri çiftlerin karşılıklı birbirlerini sınayıp durması bence.

Tipik... Önce merak edilen ama sormaya da çekinilen, yanlış anlaşılmalara mahal vermesinden endişe duyulan ya da "daha erken" konularda oltaya bir yem takılır, sonra "hop" misina sulara bırakılır. Ardından kısa bir bekleyiş ve sonuç... İstanbul denizlerindeki balık miktarı ve türü yeterince azaldığından -bunda zamansız
avlanmanın da etkisi yadsınamaz- oltaya takılan her zaman arzu edilen balık hatta bir balık bile olmayabilir.

Açayım. Örnekse sohbetin topiği yumuşak manevralarla evlilik konusuna getirilir. Zorlayıcı bir yerden girip karşındakinin sıkıştığını fark ettiğin anda "Aaa! Evlenirsin de sen," diye kahkahalarla gülmeye başlanır. Alt metni -en azından benim açımdan- şudur: "Şu anda seninle ya da bir başkasıyla evlenmeyi düşünmüyorum. Amma ve lakin evlilik konusunda keskin çizgilerim yok. Ha, eğer ki sen 'kesinlikle evlenmem'cilerdensen bu senden buz gibi soğumama yeter de artar." Evet çoğunlukla erkekler bu konuda çuvallar.

Velhasıl ismini az önce "couple testing" koyduğum bu duruma verilebilecek en ilginç örneklerden birini ben yaşadım. Evet evet maruz kalan bendim bu defa.

Neyse efendim, gece iş üstündeyiz (bildiğin) ve yeni sevgilim artık nihayete erdirmenin sınırlarında dolaşıyor. Bu arada da mırıl mırıl kulağıma bir şeyler fısıldıyor. Derken bu mırıltıların teması ansızın değişiverdi. Ben "prezervatif"i anımsattım. Malum erkekler "o" anlarda bunları önemsenmeyecek ufak detaylar olarak görebiliyorlar. Nitekim film orada koptu.

-İstemiyorum prezervatif.
-Ne?
-İstemiyorum tatlım.
-Şaka yapıyorsun.
-İstemiyorum, içine boşalacağım.
-Hayır bebeğim. Ertesi gün hapı kullanmak zorunda bırakma beni.
-Hayır, onu da istemiyorum.
-Ne?
-İstemiyorum. Ertesi gün hapı kullanmayacaksın.
-Tabii ki kullanacağım.
-Kullanma lütfen.
-Doğurayım mı tatlım?
-Doğur.
-Saçmalama! Bebek mi bakacaksın?
-Evet. Kullanma, söz mü?
-...
-Söz mü?
-Hayır, daha çok gencim bebek falan istemiyorum.
-Söz ver bana.

Bir yandan benim gazım kaçtı, bari onunki kaçmasın diye çok üstelememeye çalışıyorum. Bir taraftan da aklını mı yitirdi yoksa bunu konuşmaktan tahrik mi oluyor, diye düşünürken konudan o kadar kopmuşum ki "iş bitti," sandım.

Meğer, hepsi palavraymış! Little Cat B'ye çocuğum gibi davranıyormuşum, bu nedenle sevgili yeni sevgilim beni sınamak ve bastırılmış duygularımı açığa çıkarmak istemiş. Çocuk istiyormuşum da daha erken olduğunu düşünüyormuşum. Bla bla bla... İtiraz ettim tabii ki tüm bunlara.

Bu küçük ve şükür ki zararsız testten sonra anladım ki insan gerçekten yoğun duygusal stres altında bu tip meselelerle başa çıkamayabiliyormuş. Yani aslında gerçekten düşündüklerimiz ve söylediklerimiz arasındaki organik bağ olduğundan daha ince ve cılız olabiliyormuş.

Gerçi biz kadınlar evlenmek ve çocuk yapmak istemesek bile karşımızda bu tip konularda "yok saymacı" adamlara katlanamıyoruz. Yine de kulağınıza küpe olsun. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder